Büyük Taarruz’un Efsanelerinden Çiğiltepe Fatihi Albay Reşat’ın Savaşta Canına Kıyma Hikayesi

Kurtuluş Savaşı’nı zaferle taçlandıran Büyük Taarruz Meydan Muharebesi’nin önemli olaylarından biri olan Çiğiltepe’nin ele geçirilmesi sürecidir. Savaşın en stratejik tepelerinden biri olan Çiğiltepe, uzun süre ele geçirilemeyince Albay Reşat silahıyla intihar ederek yaşamına son vermişti. Albay Reşat’ın intiharı sonrası ele geçirilen Çiğiltepe, Taarruz’un başarıyla sonuçlanmasında büyük rol oynadı. 

Öyleyse gelin, söz verdiği saatte tepeyi ele geçiremediği için canına kıyan Albay Reşat’ın ve Çiğiltepe’nin ele geçirilme sürecini tekrar anımsayalım.

Anıtkabir’i ziyaret ettiğinizde Müze bölümünde karşınıza Kurtuluş Savaşı generallerinin fotoğrafları çıkar. Aralarından bir kişi var ki General değil Albay’dır. O kişinin adı Albay Reşat Çiğiltepe’dir.

Kurtuluş Savaşı’nda Yarbay rütbesi ile Birinci ve İkinci İnönü muharebelerine katılan Reşat Bey, daha sonra 57. Tümen Komutanlığına atandı. Mustafa Kemal Paşa’nın takdirini de kazanan Reşat Bey’e asıl önemli görev Büyük Taarruz Meydan Savaşı’nda verilecekti. Bu öyle bir görevdi ki, Albay Reşat’ın yaşamının da son görevi oldu.

Büyük Taarruz’un planı çok kısa bir zamanda düşmanı kuşatıp sıkıştırmak üzerine temelleniyordu. Kurt Kapanı adı verilen bu planın başarılı olması için hedeflenen noktaların belirlenen sürede ele geçirilmesi çok önemiydi.

Büyük Taarruz’un ikinci günü olan 27 Ağustos’ta, Dumlupınar yönündeki en stratejik nokta olan Çiğiltepe’nin mutlaka ele geçirilmesi ve düşmandan temizlenmesi gerekiyordu. Çiğiltepe’nin stratejik önemini anlayan düşman, bu noktada kararlı ve çetin bir direniş ortaya koyuyordu. Çevre tepeler ele geçirilmesine rağmen Çiğiltepe bir türlü ele geçirilemiyordu. Zamanla yarışan Türk ordusunun başarısı ve genel planın işlemesi için buradaki direnişin kırılması hayati önemdeydi.

Mustafa Kemal Paşa, 27 Ağustos sabahı Albay Reşat’ı arayarak izahat istedi. Tepenin hala alınamamış olmasından dolayı planın işleyişi riske girmişti.

Çetin bir düşman direnişiyle karşı karşıya olduklarını belirten Albay Reşat, gün içinde Çiğiltepe’nin alınacağının sözünü verdi. İlerleyen saatlerde Çiğiltepe yine ele geçirilemeyince Mustafa Kemal Paşa ile ikinci bir görüşme daha yaptılar. Bu sefer Reşat Bey, ‘yarım saat içinde alacağız paşam, söz veriyorum’ diyerek telefonu kapattı. Bu andan itibaren artık kader ağlarını örecekti.

Ne yazık ki söz verdiği zaman zarfında Çiğiltepe’yi alamayan Albay Reşat, bir intihar mektubu bırakarak tabancasıyla intihar etti.

Albay Reşat’ın intihar notunu, Mustafa Kemal Paşa’ya yaveri okudu: ‘Yarım saat içinde Tepe’yi alacağıma söz vermeme rağmen alamadığım için yaşayamam komutanım’ yazıyordu. Mustafa Kemal Paşa, büyük bir üzüntüyle telefonu kapadı. Büyük Taarruz’un en kritik anında vazife onurundan dolayı canına kıyan bu askerin hüznü tüm cepheyi kapladı.

İlerleyen saatlerde Çiğiltepe alındı ve Düşman Dumlupınar mevkiinde sıkıştırıldı. Kurt Kapanı planı, hücum başladıktan dört gün sonra başarıya ulaştı.

Çember kapanıp 30 Ağustos’ta düşman kuşatılıp etkisiz hale getirilince Büyük Taarruz da başarıya ulaştı. Önünde engel kalmayan Türkiye Büyük Millet Meclisi Orduları da müthiş bir hızla ilerleyerek 9 Eylül’de coşkuyla İzmir’e girdi. Milli Mücadele’nin silahlı safhası bu sayede başarıya ulaşmış oldu. Ancak Albay Reşat, ne yazık ki canına kıydığı için bu zafer anına tanıklık edemedi. Almak için çok uğraştığı Çiğiltepe’de kaldı. Kendisini onurlandırmak ise ölümünden sonraya kalacaktı.

Reşat Bey’in cenazesi, ölümünden bir gün sonra Sandıklı Hastanesine getirildi. Yıllarca bu ilçedeki kabristanda yattı. 1988 yılında ise Ankara’daki Devlet Mezarlığı’na nakledildi.

Zaferden sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi, kendisini kahraman ilan ederek kırmızı şeritli İstiklal Madalyası’na layık gördü. Soyadı Kanunu çıktıktan sonra ise kendisine ele geçirmek uğruna yaşamını sonlandırdığı ‘Çiğiltepe’ soyadı bizzat Atatürk tarafından verildi. Çiğiltepe’de onu ve askerlerinin anısını yaşatmak için bir şehitlik yapıldı ve Reşat Albay’ın hikayesi buraya bir büst olarak inşa edildi.

Çiğiltepe Olayı, Büyük Taarruz’da Türk ordusunun önceden hazırlanan plana göre hareket etmesi ve hedefleri ele geçirmesinin önemi bağlamında muazzam bir örnek olarak dikkat çekiyor.

27 Ağustos tarihinde Çiğiltepe’yi kaybeden Yunan Ordusu, direnek notlarını kaybedince Türk Ordusu’nun ilerleyişini önleyememiş, bu sayede dört günlük bir süre içinde kuşatılıp sıkıştırılmaktan kurtulamamıştı. Albay Reşat ise, çok sayıda Kurtuluş Savaşı generalinin yanında Albay rütbesiyle Anıtkabir’de onurlandırılmaya devam ediyor. Albay Reşat’ın ismi, sonrasında Ankara’nın Mamak ilçesinde bir okula da verildi. Ancak daha sonra ismi silinerek okula bağış yapan bir kişinin ismi ile değiştirildi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx