Müzisyen Yücel Arzen: “Madımak’ta yakılan aslında Türkiye’dir, Başbağlar’da kurşunlanan da aslında Türkiye’dir”

Müzisyen ve AK Parti İstanbul milletvekili Yücel Arzen, 2 Temmuz’da Madımak’ta yaşananlar ve 5 Temmuz Başbağlar Katliamına ithafen “Kalbe Ateş Gerektir” isimli eseri besteledi.

Sözlerini Yücel Arzen ve Hünkar oyununun yazarı Hakan Güneri’nin kaleme aldığı eserde, Muhammed Esad Erbili’nin Naat’ından bir bölümü de Emirgan Camii imam ve hatibi gazelhan Aziz Hardal seslendirdi.

Arzen, “Kardeşliğimize kastedenlere inat, kalplerimiz hiç ayrılmadan… Bozulmayan kardeşliğimize ithafla, bozulmayan birliğimize…” notuyla yayınladığı video hakkında AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Ben, bizi ayırmak isteyenlere karşı bir olmak istiyorum. Beni bölmek istiyorlar; “Türk, Kürt, Alevi, Sünni…” Şarkım da benim gibi ‘birleşme’ arzusunu dile getirir. Bizi menfaatleri için bölmek istediler. Biz de menfaatimiz için birleşerek onlara karşılık vereceğiz.” dedi.

“Madımak ve Başbağlar aynı acıdır”

Başbağlar’ın Madımak kadar bilinmediği ve konuşulmadığını ifade eden sanatçı, iki olay arasında bıraktığı acı açısından fark olmadığını dile getirdi.

Arzen, Türkiye’nin bu acıların birliği ile büyüyebileceğini vurgulayarak, “Madımak ve Başbağlar katliamlarının ikisi de birdir, ikisi de aynı acıdır. Madımak bir katliamdır, Başbağlar da bir katliamdır o da en az onun kadar lanetlenmelidir. Neden kahir ekseriyet Sivas katliamını biliriz de Başbağlar katliamından habersiziz? Birliğimiz için Başbağlar’da katledilen insanların köy meydanına dökülen kanları daha mı az kıymetli? Neden bu çifte standart? Madımak mazlumlarının sanatçı, entelektüel, tanınmış olmaları mı bu farkın sebebi? Kısmen olabilir. Ama bu ayrımı acılarına bugünden bakan ve bu acılarla yeni birlik fikri ve inancı üreten, üretmek zorunda olan bizler için ‘fark yok’ dememiz gerek.” ifadelerini kullandı.

“Fikri hür, zihni hür, vicdanı hür sanatçılar insan ve mazlum ayırmaz”

Bazı sanatçıların acıları ideolojik olarak kamplara ayırdığına dikkati çeken Arzen, şöyle değerlendirmede bulundu:

“Türkiye’de sanatçılar ideolojik körleşmeleriyle ancak bazı şeylere karşı duyarlı oldular. Özellikle toplumcu gerçekçi sanatçılar tarihlerinden beri böyle mazlum ayırırlar. Bunun en güzel örneği Çanakkale Savaşı’dır. Madımak’ta yakılan aslında Türkiye, Başbağlar’da kurşunlanan da aslında Türkiye’dir. 2 Temmuz Madımak üzerine şiirler, ağıtlar, şarkılar yazılmıştır, yazılmalıdır da fakat neden 5 Temmuz Başbağlar üzerine yazan yok. Bir taraf için sızlayan kalbiniz diğer tarafa niye sızlamıyor. Fikri hür, zihni hür, vicdanı hür sanatçılar insan ve mazlum ayırmaz. Bu hür tavrı, ancak Türkiye Yüzyılı’nın ‘gerçek sanatçıları’ başaracaktır.”

“Biz bir mazlumlar arzusu toplamıyız”

Yücel Arzen, Türkiye Yüzyılı’nın çağın sorunlarına cevap bulamayan insanlığa sunulmuş bir alternatif olduğunu aktararak, “Batı ancak kendisine dönüştürerek bir arada yaşamamız gerektiğini söylüyor. O sihirli kelimenin adı da oryantasyon. Oysa Türkiye Yüzyılı, merhamet kavramının iyi anlaşılması gereken bir süreç sunuyor insanlığa. Farklılıklarımızla bir arada nasıl yaşarız? Bizim büyüklüğümüzü anlamak için Itri’ye bakalım. Itri’nin büyüklüğünü onun ontolojisinden farklı değerlendirmezsiniz, Itri’yi fetih düşüncesinden ayrı değerlendiremezsiniz, Itri’yi Topkapı Sarayı’nın kapısında yazan; ‘Burası Mazlumların Sığınağıdır’ yazısından ayrı düşünemezsiniz. Şu an ümitleri, hayalleri olan tek grup mülteciler, yani mazlumlardır. Biz o kısık seslerin kendisini ifade edecekleri alanız, bizim büyüklüğümüz burada. Biz bir mazlumlar arzusu toplamıyız.” diye konuştu.

“Sanatçılık durmaz, çünkü durmak çürümenin başlangıcıdır”

Sanatçıların kendilerine hayatın akışı içerisinde bir yer, pozisyon belirlediklerini ifade eden Yücel, “Kendisine ‘muhalif’ sanatçıyım diyenlerin şiarıdır; benim bir duruşum var. O pozisyonda poz verirler. Sanatçılık durmaz, çünkü durmak çürümenin başlangıcıdır. Duruyorsan çürüyüp toksik üretmeye başlamışsın demektir. Artık söylemin de sanatın da zehirli hale gelmiş demektir.” dedi.

Arzen, Cumhuriyet devrimlerinin sanatçılar için bir konfor alanı yarattığından bahsederek, “O konfor alanıyla öyle güzel pozisyon aldılar ki; hiç bir şey sunmadan, üretmeden son derece rahat bir yüzyıl geçirdiler. Türkiye artık Türkiye’den ibaret değil. Şimdi Türkiye Yüzyılı yeni bir şeye başlayacak: Harekete geçirecek. Türkler yürür, Türkü Türk yapan şey hareketin kendisidir. Mevlana’nın ‘Gel, ne olursan ol yine gel’ diye çevirdikleri ifadelerinde ‘gel’ yerine ‘dön’ diye çevirmek de söz konusudur. Dönmek daha yüce bir kavramdır. ‘Ne olursan ol, gel’ demez Mevlana ‘Ne olursan ol dön’ der.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’deki sanatçıların duruşunun bir çeşit piyasa duruşu olduğunu işaret eden Yücel Arzen, “Türkiye’deki ‘muhalif’ sanatçılar ‘yandaş’ sanatçılardan çok daha karlı iş yapıyorlar. Açalım bakalım, ‘yandaş’ olmak mı maddi olarak daha karlı, yoksa ‘muhalif’ olmak mı? Ne diyordu ‘Çarşı’ grubu önce kendisine karşı. Ben de muhalif sanatçılardan kendilerine muhalif olmalarını bekliyorum, görelim bakalım yeteneklerini, zekalarını, ilimlerini…” açıklamasını yaptı.

Madımak olayları patlak verdiği günlerde Onur Akın’a piyano çaldığını ve konser için Sivas’a davet edildiklerini de belirten Arzen o günleri ise şu sözlerle anlattı:

“O sıra Onur Akın’a eşlik ediyorum. Bir iş çıktı; sonradan öğrendim, Pir Sultan Abdal Derneği’nin davetlisi olarak Onur Akın ve bizler, orkestra olarak Sivas’a davet edilmişiz. Sonra her ne olduysa – tam da hatırlamıyorum – konsere gidemedik. Tabii daha sonra böyle bir şey yaşanınca empati kurup orkestra elemanları olarak bizler olaydan inanılmaz etkilenmiştik. Çok yıkıcıydı ama aynı empatiyi namazını eda ettikten sonra köy meydanında kafasına kurşun sıkılan 33 kişi için de kurmalıyız. Eğer kurulmuyorsa sanatçı değilsiniz, uygar, medeni değilsiniz demektir.”

“Kalbe Ateş Gerektir” eserinin sözleri:

Nice Yandı Çerağlar daha yanar bir nice

Anadolu Yurt bize ağacım dut verdikçe

Hünkarım Hacı Bektaş yanar ama el gerektir

Maharete başka lisan konuşacak dil gerektir

Zeynel Baba, Abdal Musa, Kalbe Ateş Gerektir

Hünkar Veli, Şahım Ali, Kalbe Ateş Gerektir

Tecella-yı cemalinden habibim nevbahar ateş

Gül ateş, bülbül ateş, sümbül ateş, hak-ü har ateş

Ne mümkün bunca ateşle şehid-i aşkı gasletmek

Ceset ateş, kefen ateş, hem ab-ı-hoş-güvar ateş

Medet ya Erhamerrahimin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx